Franchising tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de girişimcilerin kendi işlerini kurmak için tercih ettiği bir sistem. Ancak öncelikle franchising’in ne olduğunu doğru anlamak lazım. Benim tarifim şöyle; Franchise ya da franching, başarısı denenmiş, kanıtlanmış, değişik coğrafya ve kültürlere uyumlanabilme becerisiyle hem franchise veren hem de franchise alan arasında kazan-kazan ilişkisi yaratan ve bunu sürdürebilir kılabilen dünyanın en güvenilir sistemidir. Franchise vererek büyümeye karar verenler önce bu tarifin içindeki ilkelerin farkında olmalılar. Kurdukları işi franchise etmeden önce denemeli, başarılı hale getirinceye kadar üzerinde çalışmalılar. Bu başarı sadece bir semtte ya da mahallede değil, farklı bölgelerde, bulunduğu ülkede eğer uluslararası olması düşünülüyorsa farklı ülkelerde de geçerli olmalıdır. Bunun için sistemin genel yapısı bozulmayacak şekilde ufak tefek dokunuşlarla o coğrafya ve kültüre uyum gösterecek revizyonlara açık bir model oluşturulmalıdır. Oluşturulan model hem franchise verene kazandırmalı hem de franchise alana adil şekilde kazandırmalıdır. Elbette bu sistemle tüketicilere sunulacak hizmet ya da ürünler de belli kalite standartlarına uygun olmalı hem kazan-kazan ilişkisinde hem de ürün ve hizmet kalitesinde süreklilik korunmalıdır. Bu ilkelerden biri eksikse franchise vermek sadece isim hakkı alıp aylık cirodan pay alma ticaretine döner ki bu bana göre bir nevi dolandırıcılıktan başka bir şey değildir. Franchise veren hizmet ya da ürününü çok iyi tanıyabilir, örnek işletmesini de gayet güzel işletip çok kazanıyor da olabilir. Ancak yukarıda bahsettiğim sonraki süreçleri kendi başına oluşturması çok zor olacaktır, burada mutlaka bir uzmandan yardım almalı, sistemin kurulmasını kendi başına oluşturma hatasına düşmemelidir.

Yeni Franchise almak isteyenler dikkat…

Yeni franchise veren bir şirketin, neden işini franchise etmeye karar verdiği sorusunun cevabı franchise almak isteyenlerin merak edip sorması gereken ilk soru olmalıdır. Markanın benzerlerinden farkı, sektöründe meydan okudukları, ayrıcalıkları, tutkusu gibi salt para kazanmanın dışındaki nedenleri ve bu nedenlerin gerçekçiliği çok iyi araştırılmalıdır. İçe sinmeyen cevaplar, franchise alanlarda endişe yaratan her durumun üstüne gidilmeli ve tatmin edici bulunmuyorsa o franchise verenden franchise alınmamalıdır. Çünkü şüphe güveni yok eder ve sonuç hüsran olur. Neden sorularının cevapları şüpheye yer bırakmayacak kadar güçlü ve gerçekçiyse o zaman yeni franchise veren firmadan franchise almak bir risk değil aksine çok büyük bir fırsattır. Yeni franchise veren şirketle birlikte büyümek kadar güzel bir şey yoktur. Nedenlerinin farkında olan ve sistemlerini bu büyük nedenleri üzerine kuran franchise veren şirketler ister yeni ister eski olsun franchise alanlarla yürür, birlikte kazanırlar.

Franchise sözleşmeleri…

Franchise sözleşmeleri en değerli şey olan markayı korumak adına çok sayıda maddeyi içerdiği için franchise alanlara göre bu sözleşmeler ilk bakışta sanki sadece franchise vereni koruyor gibi algılanabiliyor. Elbette bu doğru değil ancak yine de franchise veren kötü niyetli olursa sözleşmeler gerçekten tek taraflı olabilir. Bu yüzden franchise verenler franchise sözleşmelerini hukukçularına hazırlatırken gerçekten markayı koruyan maddeleri kendilerine başka konularda avantaj yaratacak şeylere dayandırmadan hazırlatmalı, franchise alanlar da franchise sözleşmelerini imzalamadan önce ‘ben bu işten anlarım ne olacak ki’ diye bir düşünce hatasına düşmeden konu uzmanı bir avukata inceletmelidirler. Yeni franchise’ların isim hakkı giriş bedeli almamalarını doğru bulmuyorum. Hiçbir franchise isim hakkı bedeli almadan franchise zinciri kurmamalıdır. Franchise sistemi herkes için adil olmalıdır. Sebebi her ne olursa olsun, bir franchise adayından isim hakkı bedeli almayıp diğerinden almak da izah edilemez bir durumdur. Ayrıca kimseden isim hakkı bedeli almayacağım demek de yine yanlıştır. Çünkü isi hakkı bedeli almamak markayı değersizleştirdiği gibi nitelikli franchise adaylarına ulaşmayı da zorlaştırır. Hiç isim hakkı bedeli almayacağım demek yerine vadelendirme ya da bölge potansiyeline göre fiyatlandırma gibi yöntemler kullanılmalıdır ancak tüm bunlar da yine tüm franchise’lar için adil olacak şekilde uygulanmalıdır. İyi bir franchise veren açıktır, sözleşmelerini, isim hakkı tahsilatlarını herkes için hakkaniyetli yapar ve gerekirse bunu kayıtlarında ibraz eder. Franchise alanlar için de isim hakkının olmaması ya da benzer franchise’lara göre çok düşük olması bir avantaj olarak görülmemeli aksine böyle bir şey varsa şüphe edip daha çok araştırılmalıdır.

Hilmi Işıkören